Kafkas Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Ömer Sarıaslan, Ermenistan’da bulunan ve Türkiye sınırına yaklaşık 16 kilometre uzaklıkta faaliyet gösteren Metsamor nükleer Güç Santrali’nin oluşturduğu risklere dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Sarıaslan, santralin başta Iğdır olmak üzere Doğu Anadolu’daki birçok ili tehdit ettiğini söyledi.
Yıllardır uluslararası çevre kuruluşları tarafından tartışma konusu olan Metsamor Nükleer Santrali’nin eski teknolojiyle çalıştığını belirten Sarıaslan, tesisin aktif deprem kuşağı üzerinde bulunmasının tehlikeyi daha da büyüttüğünü ifade etti.
1977 yılında inşa edilen santralin güvenlik açısından ciddi soru işaretleri taşıdığını vurgulayan Sarıaslan, “Bu tesis artık yalnızca enerji üretimiyle açıklanabilecek bir konu değil. İnsan sağlığı, çevre güvenliği ve bölgesel yaşam açısından büyük bir tehdit oluşturuyor” dedi.
Özellikle Iğdır’ın santrale olan yakınlığına dikkat çeken Sarıaslan, olası bir nükleer sızıntının yalnızca sınır bölgesini değil; Kars, Ardahan, Ağrı, Erzurum ve Van gibi birçok ili etkileyebileceğini belirtti.
Nükleer atıkların Aras Nehri’ne karışma ihtimalinin de büyük bir çevresel felakete yol açabileceğini söyleyen Sarıaslan, bölgede olası bir kriz durumuna karşı somut ve şeffaf bir acil eylem planının bulunup bulunmadığının kamuoyu tarafından bilinmediğini ifade etti.
Metsamor’un artık uluslararası düzeyde ele alınması gereken bir güvenlik meselesi olduğunu belirten Sarıaslan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine de değinerek dikkat çeken bir öneride bulundu.
“Gerçek anlamda kalıcı bir barış ortamı oluşturulacaksa, bunun en önemli adımlarından biri Metsamor’un kapatılması olmalıdır” diyen Sarıaslan, Ermenistan’ın enerji ihtiyacının farklı yollarla karşılanabileceğini ve bölgesel iş birliklerinin bu konuda değerlendirilebileceğini söyledi.
Devlet kurumlarının bu tehdidi “acil kodlu” bir güvenlik başlığı olarak ele alması gerektiğini vurgulayan Sarıaslan, “Olası bir nükleer kriz karşısında hazırlık düzeyi yeterli mi?” sorusunun artık açık şekilde tartışılması gerektiğini ifade etti.
Uzmanlara göre Metsamor’un oluşturduğu risk, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda halk sağlığı, tarım, su kaynakları ve bölge ekonomisi açısından da uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek boyutta değerlendiriliyor.
HAKAN ARAS